8 Şubat 2018 Perşembe

Yaşanılan Bölgenin Sosyal Medya İle İlişkisi


Merhabalar. Bugün mahallemizdeki kafeye gittim. Kafe dediysem de bakma bildiğimiz pastane. Aslında genelde kendimden, etrafımdakilerden, hayatın dertlerinden kaçmak için kullandığım bi sığınak orası. İnsanlar birbiriyle muhabbet eder, çalışanlar gelenleri genellikle tanır vs vs.
Velhasıl kelam bugün oraya gittiğimde insanların telefonunu masaya bile koymadığını, her yerde yer bildirimi yapan, fotoğraf çekinen hatta bazen yemeklerin fotoğrafını çeken insanların sanki bu duygularını kapıda bıraktıklarını gördüm. Yaşadığım yer eğitim seviyesinin ortalamanın üstünde olduğu bir yer. Geneli üniversite mezunu yani buna bağlı olarak da yaşlı kesim tabi ki.

Yazımın geri kalanını kırk yaşının altını değerlendirerek yazıyorum.
Tabi bu insanlar fotoğraf çekinen, aktif sosyal medya kullanan insanlar. Ancak yaşadığımız bölgeyle ve bulunduğumuz yerle ilgili olduğunu düşünüyorum buraya gelenler telefonla iletişimini kesiyor. Sadece muhabbet ediyor, kitap okuyor, müzik dinliyor. Bu kafeye gelenlerin neredeyse yüzde otuzu tek başına geliyor. Galiba herkes benim gibi düşünüyor. Tek başına kalmak için kalabalığın içine giriyor.

Sosyal medya günümüzde yediden yetmişe kullanılıyor. Sadece otobüse binseniz bile herkesin nasıl telefonlara gömüldüğünü anlayabilirsiniz. Ben de öyleyim. Kimseden farkım yok. Bize bırak artık şu telefonu diye öğüt veren ninemiz, dedemiz bile artık bize whatsapptan fotoğraf atıyor. Yazı yazmakta biraz zorlansalar da :)
Bizim çocukluğumuzda ebeveynlerimiz bizi sokağa salardı. Oyun oynar arkadaşlıklar kurardık. Şimdikiler arkadaşlarıyla internetten oyun oynuyorlar. Onu geçtim arkadaşlıklarını internetten kuruyorlar. Ne kadar sağlam olabilirse tabi.

Bu yazdıklarım yaşadığım bölge için çok geçerli değil. Eğitim seviyesi yükseldikçe, insanlar akıllanmaya, okumaya başladıkça yüz yüze ilişkileri daha önemli görmeye başlıyorlar. Burda esnaf hala doksanlarda bildiğimiz gibi. Sadece okumuş olmakla olmuyor bunları görüp analiz ederek de bu safhaya ulaşılabiliyor.

Blog işine yeni girdiğimden yazım işinde konu biraz dağılabiliyor. Taslak oluşturmadan yazmaya başlamamak gerekiyormuş. Bu gecenin şarkısı da bu iyi geceler :



7 Şubat 2018 Çarşamba

Selamlar, ilk yazım.

Merhabalar. Yıllardır kafamda olan fikri sonunda yaptım. Bi' blog açtım. Şimdilik konusunu bile bilmiyorum. Sanırım ismiyle alakalı şeyler olacak genelde. Ancak konudan saparsam ve başka şeyler ilgimi çekmeye başlarsa onlardan ilerleyebilirim.

Kendimi tanıtayım. 23 yaşında bi üniversite öğrencisiyim. İlk yazımdan tüm sırları açığa dökmeyeyim... Artık uzun uzun burada olacağım.

Bu gecenin müziği bu : 



İyi geceler.